19 Eylül 2010 Pazar

Kafamin icindeki yuzlerce minik ses





Beyin nasıl bir organ? Aslında motorun işlevselligini sağlayan, çalışkan bir parça diyelim. Ne de olsa hepimiz artık birer makina sayılmazmıyız?

Bu parça hic durmazmı? Hiçmi dinlenmez? Dinlendirmeyi becerenler, anlatın bana da nasıl yaptığınızı... Hiç durmadan dünyayı kurtarıyorum ben çünkü..

Onu yapmalıyım, bunu etmeliyim, o öyle olmamalı böyle olmalı, 1 saat sonra şu, yarın bu, müşteriye şu yapılacaktı, ah saksının altına tabak koymayı unuttum, amman kızımın banyo saati geldi..

Bu minicik, önemli/önemsiz ayrıntılarla dolduruyorum beynimi. Meli ve malı’larla yasayarak bir dönüp bakıyorumki zaman geçmiş gidiyor... Bilen birisi varsa öğretirmi bana lutfen beynimizi durdurmayı ve anı yasamayı?  Daha doğrusu anlatan cok, uygulayan yok.  Elif Şafak’in bir köşe yazısında dedigi gibi, bizler teori’den geçmeye geçiyoruz da pratikte sınıfta kaliyoruz.  Hayat bir ders derler de, bu dersi geçmek icin ne yapmak “lazım”?  Beynimin icindeki minik sesleri susturup rahat bir uyku uyuyabilmek için herşeyi yapmaya hazırım.  Eminim ki sizler de…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder